7 Mart 2012 Çarşamba

Göknur Gürcan ile Söyleşi...


Bodrum'da faaliyet gösteren İdart Sanat Galerisi sahibi, Uzm. Sanat Tarihçi Göknur Gürcan ile galericilik, çağdaş sanat ve sponsorlar üzerine konuştuk.


Openart-ist : Sanat tarihi eğitimi aldıktan sonra Bodrum’da bir galeri açtınız. Sizi bu sürece sokan nedenler nelerdir? 


Göknur Gürcan: Yüksek Lisansımı bitirince Bodrum’a yerleştim. Aynı zamanlarda burada bir Güzel Sanatlar Fakültesi açıldı. Yaklaşık 3 sene fakültede kuramsal dersler verdim.Bodrum, sanatın ülkemizdeki “merkezi” (her ne kadar sanatta merkez kavramı 21. yüzyılda iyice parçalanmaya başlamış olsa da) İstanbul’dan çok sayıda turist aldığı gibi pek çok sanatçının da uğrak yeri. Yabancı sanat izleyicilerini de ağırlıyor. Ancak sergi mekanı konusunda çok sıkıntı çeken de bir yer. Tabi Bodrum magazin yanıyla çok daha fazla gündemde biliyorsunuz. Belki bu yüzden sadece tatil mekanı algısı da yaratabiliyor. Oysa ki diğer tatil merkezlerinden çok daha fazla, büyük şehirden göç alıyor. Kışın da oldukça aktif bir yaşamı var. Dolayısıyla burada bir sanat tarihçi olarak galeri açmak bir gereksinim gibi geldi bana. 2009 yılında açtık İdart’ı.


Openart-ist :  Burada araya girmek istiyorum; Bodrum’un tatil yaşantısından dolayı , sergileri mevsimsel kaygılar gözeterek mi açıyorsunuz?


Göknur Gürcan: Dediğim gibi kışın sokakları bomboş olan bir tatil yerleşimi değil Bodrum. Burada hayat 12 ay devam ediyor. Şunu da yadsımamak lazım, yarımadanın tüm beldelerinde sanat izleyicisi ve sanatçılar yaşıyor. Ancak bodrumluya sanatın ne kadarı ulaşıyor tartışılır. Bizim en büyük amacımız sanata daha önce ilgi duymamış herhangi birisine de ulaşabilmekti. Sokak arasına açtığımız galeriye İstanbul’dan sanatçıların yapıtlarını getirdik. Kavramsal işler sergilendi. Şaşırdı tabi izleyiciler bazı sergilerde. Ancak bir süre sonra şöyle bir şey yaşamaya başladık. Yeni sergi var mı diye düzenli gelmeye başladı izleyiciler. Dolayısıyla bizim için mevsimsel bir ayırım söz konusu değil. Sanatçılarımız açısından olabiliyor tabi. 






Openart-ist :  Sanat tarihçi/sanat eleştirmeni olmak, sanatçılarla aranızda bir mesafe yaratıyor mu?


Göknur Gürcan: Hayır. Benim açımdan zor oluyor. Zaman zaman aldığım eğitim ve sanat tarihçi kimliğim ile sonuçta bir ucu ticarete dayanan galerici kimliğim çatışıyor.


Openart-ist : Çağdaş sanatta, sanat eseri ile sergilendiği mekan arasındaki sorunları nasıl tanımlıyorsunuz?


Göknur Gürcan: Aslında bu dediğim gibi bir çatışma. Benim yüksek lisans tez konum performans sanatı idi. Çok uzun zaman da bu konuda araştırmalar yaptım. Ülkemizdeki tarihsel gelişimini de ilk inceleyenlerden birisiyim. Performans sanatı biliyorsunuz sanatın meta değerine baş kaldıran bir sanat biçimi. Ancak geldiği nokta da ortada. Aslında sanatın alınıp satılırlığına baş kaldıran diğer sanat biçimlerinin de geldiği nokta ortada. Bugün sanat, yine büyük ve “steril” mekanlarda sunulmaya devam ediyor. Yine büyük paralara alınıyor ve satılıyor. Başkaldıranları da içine alarak. Dolayısıyla mekan, ticari kaygı ile birleşiyor. Bugün pek çok sanatçı adı daha çok duyulan galerilerle çalışmayı tercih ediyor. Sokaklara taşmasını tercih ederim. Sanat tarihçilerinin ise daha çok bu işin yazın kısmında olmalarını. Ama sterillik devam ediyor işte. 







Openart-ist :  Plastik sanata gelelim. Genç sanatçıların çoğu grafik çıkışlı. Resimde grafik söylemi nasıl buluyorsunuz?

Göknur Gürcan:  Kaçınılmaz tabi. Teknolojinin bu kadar yoğun kullanımı sanatın her alanını etkiliyor. 2 boyutlu yüzeyde grafik etki de çok doğal. Sanatçıyı yaşadığı çevreden soyutlayamayız. Mesela çok ilgisiz olacak ama sanatın siyasetle ilişki kurmasını hiç istemeyen izleyiciler var. Çok garip. Sanatçı toplum üstü biri olarak algılanıyor.

Openart-ist :  Peki yeni teknikler ve dijital sanat hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Göknur Gürcan:  Dünyanın çok hızlı değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Her gün başka bir şey öğrenebiliyor veya yıllardır bildiğimiz şeylerin yanlış olduğunu düşünebiliyoruz. Aslında öyle bir hız ki baş döndürüyor. Sanatçı da bu hızın içinde yaşıyor. Bilim ve teknoloji geliştikçe (gelişmek yerine belki farklı bir kelime kullanabiliriz ama o kelimenin dilimizde olduğunu zannetmiyorum) sanat da farklı alanlardan faydalanabiliyor. Multidisipliner yapı. 

Openart-ist :  Kavramsal sanat yapıtlarına sıklıkla yer veriyor musunuz galerinizde?

Göknur Gürcan:Yer vermeye çalışıyorum. Ancak merkeze uzak konumda olmamız bunu biraz güçleçtirse de elimizden geldiği kadar kavramsal işler sergiliyoruz. İzleyicinin dimağını açan işler çok daha fazla ilgi görüyor aslında.

Openart-ist :  Sanatın büyük sponsorlar eşliğinde satılmasını nasıl buluyorsunuz?

Göknur Gürcan: Aldatmaca. İzleyiciyi aldatan bir taraf bu. Ben büyük laflar ederim ama kusura bakma bir değerim var ve onun altına inemem. Aslına bakarsanız ticari açıdan sanatın geldiği nokta 20 yy.da karşı çıktığı durumdan pek de farklı sayılmaz. Hatta zaman zaman çok daha pahalı. Elbette bunun dışında bir dünyası da var sanatın. Genelleyip haksızlık etmemek lazım. İstisnalar da mevcut. Bu sistemin dışında kalanlar da var.

Openart-ist :  Sergileri belirlerken-sanatçı seçiminizi yaparken- neleri göz önüne alıyorsunuz?

Göknur Gürcan: Zaman zaman sanatçıyla beraber içerik belirlediğimiz oluyor. Genç sanatçılarla çalışmayı çok seviyorum. Mümkün olduğu kadar bunu yapmaya çalışıyorum. 

Openart-ist : İdart’ta geçen yıl nasıl geçti? Bu yıl yer vereceğiniz işler neler? 

Göknur Gürcan: Geçtiğimiz yıl genç sanatçılara yine yer verdik. Bu yıl sergilerimiz devam ederken workshop ve söyleşiler de yapıyoruz sıklıkla. Dinamik bir ortam yaratmaya çalışıyoruz. Yaz kış değişmiyor. Bu sene biraz daha sokağa açılmayı istiyoruz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme